Kördüğüm sokağa doğru ilerliyorum. Gördüğüm görebileceğim en güzel sokağa, ömrümün yarısını gömdüğüm sokağa… Kaldırım taşlarının şiire döndüğü sokağa…
Sokak başına varıp, yokuşun bitimindeki ağacın altında yerimi almak için sabırsızlanıyorum. Hay aksi yağmur da bastıracak birazdan. Neyse ki annemi dinleyip montumun iç cebine sıkıştırmışım şemsiyemi. Yağmur başladı bile, şimdi çamur olacak pantolonum! Heyecandan olsa gerek buz kesildi burnum. Parmak uçlarım da üşüyor. Tabi ya Kördüğüm sokağa yaklaşmışım.
Yokuş bitimindeki ağacın altında yerimi aldım bile. Şemsiyemin kenarından sızan yağmur damlacıklarını seyrederken dalıp gidiyorum. Bu sokak çok ıssız diyorum. Hele bir açılayım Nermin’e o zaman bu sokaktan geçmesine izin vermem zaten! Belli mi olur koca şehir, şu ağacın altında bekleyen kötü niyetli biri olsa. Amma evhamlandım ha! Şimdi Nermin o yokuşu tırmanıp gelecek ve yine tek kelime edemeden gömeceğim tüm umudumu Kördüğüm sokağa.
Hay Allah! Hiç böyle gecikmezdi. İlk sigaramın bitimine yakın sokağın diğer ucuna gölgesi düşer, elim ayağım dolaşır, içime bir ateş düşerdi. Birazdan gelir herhalde. Yağmur da hızlanıyor. Üşüteceksin be Nermin gel artık.
Sokağın diğer ucunda ömrümün en güzel karartısı belirdi işte! Gölgenden tanırım seni be Nermin! Sen geçerken erguvan kokuları sarıyor şu uyuz sokağı. Nermin köşeyi döner dönmez dizlerimin bağı çözülüyor. Islanmış belli. Simsiyah saçları ıslak ıslak dökülmüş alnına. Güneşli bahar ayında gibi sakin sakin yürüyor Nermin. Sanki ıslanan o değil. Nermin yaklaştıkça içime hava değil gökyüzünü çekiyorum sanki. Bir gün şuracıkta kalp krizinden gideceğim.
Nermin sokağın ortasına varınca farkında olmadan elim kâkülüme gidiyor. Hay Allah! Evden çıkmadan aynaya bakmış mıydım? Şimdi önümden geçecek yine arkamı dönüp bir kelime edemeden sokaktan kayboluşunu izleyeceğim.Bu sefer dertten ölürüm vallahi. Yağmur falan da umrumda değil! Çıkıp karşısına herşeyi söyleyeceğim.
Yaklaşıyor… Hâla bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Geldiğinde direk konuya mı girmeli yoksa önce hâl hatır mı sormalı? Anlatmalı mı tüm hikayeyi yoksa kısa mı geçmeli öncesini? Altında beklediğim Akasya’yı mı şahit tutmalı aşkıma yoksa Kördüğüm sokağın kaldırım taşlarını mı? Asıl soru şu: Onu da mı şemsiye altına almalı yoksa şemsiyeyi atıp beraber mi ıslanmalı?
Karar verip şemsiyeyi attığımda Nermin çoktan geçmiş , beni şu Kördüğüm sokağın karanlığına sırılsıklam gömüp gitmişti. Artık yağan yağmur değil kezzap, ağacın altında sırılsıklam öylece kala kalan da ben değil utangaç bir cesetti.
Ahmed Doğan
18.04.2013
18.04.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder